JGünde üç saatten fazla odaklanmış bir emek harcama yapmak için savaşım ettiğini söyleyen ozan manque une Huh, bu hafta matematikte en büyük onur olan Fields madalyasının son alıcılarından biri oldu. Nadiren tek bir cümlede bu kadar oldukca belirgin kültürel çelişki bulunabilir. Matematik geleneksel olarak devamlı konsantrasyon ve tertipli uygulama gerektiren “zor” bir ders olarak görülür. Bazı üniversiteler, öğrencilerin sıfırdan devam etmek için bir programı takip etmelerini sağlamadan boşluk yıllarını almamalarını tavsiye eder.

Prof Huh’un yaklaşımı değişik. Princeton akademisyeni, 2019’da birkaç ay süresince, hippi periyodunun özgünlük arayışının gurusu İsviçreli-Alman alim Hermann Hesse’nin romanları da dahil olmak suretiyle gençliğine ilişkin kitapları tekrardan okumak bulunduğunu deklare etti. Sanatçılar ve matematikçiler arasındaki paralellikleri altını çizdi ve her iki durumda da “zihninizde bir şey yaratmak yerine aslına bakarsanız orada olan bir şeyi kapıyormuşsunuz benzer biçimde hissettiriyor” dedi.

Prof Huh kesinlikle türünün tek örneği, sadece kariyeri ve yaklaşımı çoğumuz için garip sorular doğuruyor. En açık şekilde, 1959’da CP Snow tarafınca ilk önerildiğinde bile hararetle tartışılan, sadece emekli olmaktan oldukca uzak olan, bilim ve sanat arasındaki “karşılıklı anlayışsızlık körfezi” olan iki kültür ikilisine meydan okuyorlar. hükümetin, sanat ve beşeri bilimler pahasına, yüksek öğrenimde Stem mevzularını acımasızca teşvik etmesiyle yeni dişler verildi.

Daha da garip olanı, çevresiyle olan etkileşimleri düşünmesinin önemini vurgularken, mesela kampüsünün yakınındaki ormanda yürümek benzer biçimde – Prof Huh, yalnızca işin en iyi iyi mi başarıldığı hakkında değil, bununla birlikte ne olduğu hakkında da fikirler aldı. “Bir şeyler bulmakta” iyidir, dedi. Ne bulursa, benzeri görülmemiş şekillerde bir araya getirir.

Bu, onu böylesine örneksiz bir düşünür icra eden sürecin somutlaşmış bir metaforudur. Andy Clark ve David Chalmers adlı filozoflar tarafınca 1998’de gösterilen etkili bir makaleyle bağlantılıdır. Genişletilmiş Zihin’de, çevre kavramlarının not defterleri, hesap makineleri yada bir masa çevresinde beyin fırtınası icra eden bir grup insanı içermesine karşın, çevrenin bilişsel süreçleri yönlendirmede etken bir görevi bulunduğunu savundular.

Amerikalı bilim yazarı Annie Murphy’nin yakın tarihindeki bir kitabında ele alınan nokta, insan beyninin tek başına çalışmadığıdır. Dahası, düz çizgiler halinde değil, devamlı olarak duyusal bilgiyi geri besleyen bir gövde de dahil olmak suretiyle çevresiyle etken olarak etkileşime giren döngüler halinde evrimleşmiştir: korkunun soğuk teri, heyecanın dikeni. Çoğu zaman üretkenlikle ilişkilendirilen yapılar düşünceyi bile engelleyebilir: Uzun saatler bir masaya oturmak yerine, ormanda yürüyüşe çıkmak yada hatta uyumak daha verimli olabilir.

Paracı toplumların araçsallığına oldukca aykırı olan bu tür bir fikir, şairlerin bilgeliğine geri döner. Alexander Puşkin, “Şiirde olmasıyla birlikte geometride de esin gereklidir” diye yazdı. Hata, o süre olduğu benzer biçimde şimdi de ilhamı yada hayal enerjisini bir lüks olarak görmektir. Değil – bu oldukca mühim.