THükümet, herhangi bir asker hakkında dava açılmadan ilkin, Northmoor Operasyonu olarak malum Afganistan’daki iddia edilen harp suçlarıyla ilgili soruşturmasını kapattı. Sadece BBC’den Panorama, İngiltere hususi kuvvetlerinin Afganistan’da tutukluları infaz ettiğine ve silahsız insanları soğukkanlılıkla öldürdüğüne dair şok edici kanıtlar ortaya çıkardı. Program, ordu içinde SAS’ı korumak için bir örtbas bulunduğunu öne sürüyor. Herhangi bir dürüst başbakan, İngiliz askerlerinin, bilhassa de seçkin birliklerinin harp suçları işledikleri yönündeki iddialar hakkında bağımsız bir soruşturma başlatırdı. Fakat İngiltere’de Boris Johnson var.

İddialar, İngiliz birliklerinin Afganistan’daki müttefikleriyle beraber hala Taliban’la savaştığı on yıl öncesine dayanıyor. BBC, SAS’ın gece baskınlarına ilişkin detaylı askeri raporlar elde etti ve “Afgan erkeklerinin gözaltına alındıktan sonrasında mobilyaların arkasından AK-47 tüfeklerini yada el bombalarını çektikleri için vurularak öldürüldüklerine ilişkin çarpıcı şekilde benzer raporların düzenini” ortaya çıkardı. Helmand’da 2010 ve 2011 yılları aralığında tek bir SAS birimi tarafınca 54 kişinin şüpheli koşullarda öldürüldüğünü tespit etti. Ölü sayısı, yasadışı öldürme “kasıtlı politikasından” kaygı duyan kıdemli memurlar içinde alarma yol açtı.

Sadece, mühim bilgilerin Kraliyet Askeri Polisi ile paylaşılmadığına dair tavsiyeler var. İki yıl sonrasında – 2013’te – hususi kuvvetler direktörü General Sir Mark Carleton-Smith’in, iddiaya nazaran, o turda meydana gelen baskınları araştıran RMP’ye, yasadışı cinayetlerle ilgili daha önceki endişelerin herhangi birini yada varlığının varlığını açıklamadığı iddia edildi. filoya ender bir araştırma. BBC’ye yorum yapmayı reddeden General Carleton-Smith, geçen ay çekilme etmeden ilkin ordunun başına geçti.

2014 senesinde, RMP, SAS filosu tarafınca bir takım katliam de dahil olmak suretiyle Afganistan’daki 675 kabahat iddiasıyla ilgili geniş kapsamlı bir soruşturma olan Northmoor’u başlattı. Altı yıl sonrasında, Northmoor kapatıldı. Hiçbir İngiliz askeri yargılanmadı. Sadece müfettişler BBC’ye, kanıt toplama çabalarında İngiliz ordusu tarafınca engellendiklerini söylemiş oldu – bu da niçin herhangi birini suçlamak için kafi kanıt olmadığını açıklayabilir. O sırada gazi işlerinden görevli bakan Johnny Mercer, insan hakları avukatlarını Müdafa Bakanlığı’na karşı dava açmakla suçladı. Ölüm ve aldatma iddiaları asla ortadan kalkmadı. Müdafa Bakanlığı, mesajla ilgilenmek yerine haberciyi vurdu ve BBC’nin “” ulaştığını iddia etti.haksız” çıkarımları.

İngiliz askerlerinin Afganistan’da harp suçları işlediğine dair ilk bakışta kanıtlar var. 2020’de internasyonal ceza mahkemesinin İngiliz birliklerinin Irak’ta harp suçları işlediğine dair kanıtlar bulmuş olduğu göz önüne alındığında, bu şaşırtıcı değil. UCM dava açmayı reddedince, Müdafa Bakanlığı rahat bir nefes aldı. Fakat adaleti yalnız düşmanları için ayırması ülkeye yakışmaz. Mahkemelerde iddiaları kovuşturma girişimleri, yasal tazminat için düşmanca bir ortam yarattı. İngiltere hükümeti geçen yıl yasalarla harp suçlarının kovuşturulmasını neredeyse olanaksız hale getirmeye çalıştı. İşçi, bu tasarıya karşı çıkmak için yeterince şey yapmadı. Cenk yasalarını korumak için çaba sarfeden bir geçmişe karşın, Birleşik Krallık kendi personelini kovuşturma mevzusunda isteksiz davrandı. Bu, İngiliz bakanların yabancı yaşamların mühim olmadığını düşündüklerini gösteriyor. Öteki uluslar, askerlerinin vahşet yapmış olduğu acımasız gerçeğiyle yüzleşti. Bunu yapmanın ilk adımı, Avustralya benzer biçimde İngiltere’nin harp suçlarına ilişkin yargıç liderliğinde yasal bir soruşturma başlatması olacaktır.